Muhsin Başkan'la devam ediyorum. Sözcüklerin bittiği yerdeyim şu sıralar..
***
"Dava adamları kendi hayatlarını tam bir mü'min gibi düzene koyarken, ferdi şuurdan kolektif şuura geçişin metotlarını da geliştirmelidir. İslami şuurlanma edebiyat ve nazari mülahazalar olmaktan çıkıp yaşanan, canlı bir varlık olma niteliğine kavuşmalıdır. Dava boş gurur ve hırsların tatmini için yapılan koşturmaca değil, içtimai, iktisadi, siyasi ve beşeri hayatımızı Hakk'a uydurma davası olmalıdır."
"Müslüman'ın iki ayrı hayatı olamaz. Maddi hayatını düzenlerken başka, manevi hayatını düzenlerken başka davranamaz. Sadece din ve ibadet konularını Allah'a yönelik bir şahsi ve nefsi mesele olarak görmenin, ama siyasi, içtimai ve iktisadi meselelelerde "Allah'ı işe karıştırmamak" felsefesiyle hareket etmek insanı iki ruhlu, ikiyüzlü bir hayat anlayışına götürür. Müslüman'ın maddi ve manevi hayatı ahenk içinde olmalıdır."
"Müslüman Türk gençliğine öncelikle küçük hesaplardan uzak olarak İslam iman ve ahlakı ile büyük işler başarmış bir milletin mensubu olmanın heyecanı; şuna veya buna benzemenin değil, kendi kendine benzemenin ve kendi kendini aşmanın şuuru verilmelidir."