Tarihte bugün: 14 Ekim 1964

Yağız Gönüler tarafından yayınlanmıştır 14. Ekim 2011 22:14


Arada bir blogda "tarihte bugün" konuları yazmaya karar verdim bugün. Fazla uzatmadan elbette. Bugünden itibaren başlıyorum. 14 Ekim 1964'e dönersek, Martin Luther King'in Nobel Barış Ödülü aldığını görebiliriz. 1964 yılında, ABD'de ırksal önyargıları yıkmak için ve en önemlisi de asla şiddet içermeyen bir direniş sergilediği için en genç yaşta Nobel ödülü alan kişi olmuştu. Bir Afrikalı-Amerikan olan bu papazın söylemiş olduğu şu kritik sözler beni daima etkilemiştir:

Dünyada yapılmış olan her şey umutla yapılmıştır.

- Bir insanın uğruna öleceği bir şeyi yoksa, yaşamaya da hakkı yoktur.

- Yaşamımız önem verdiğimiz olaylara karşı sessiz kaldığımız gün son bulmaya başlar.

- Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse Micheangelo'nun resim yaptığı Beethoven'ın beste yaptığı veya Shakespeare'in şiir yaptığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürülsün ki gökteki ve yerdeki herkes durup burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş desin.

2 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Sosyal Mevzular | Tarih

İstanbul'un tarihi fotoğraflarına renk geldi

Yağız Gönüler tarafından yayınlanmıştır 7. Ocak 2010 15:24


Dünyanın en büyük kütüphanesi olan Amerikan Ulusal Kütüphanesi Library of Congress, “Tarihi renklendirecek Photochrome projesi” kapsamında, 200 yıllık İstanbul fotoğraflarını renklendirerek “İstanbul not Constantinople” koleksiyonu adı altında yayınladı. Fotoğrafların tamamını Library of Congress’in flickr hesabında bulmanız mümkün. 

1 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Dijital Fotoğrafçılık | Tarih

3 Mayıs 1944

Yağız Gönüler tarafından yayınlanmıştır 3. Mayıs 2009 13:15


"Bundan sonra 3 Mayıs Türkçülerin günüdür. Ona bir bayram diyemeyeceğiz. Çünkü yıllarca süren büyük ıstırabımız o gün başlamıştır. Ona bir matem demek de kabil değildir. Çünkü bunca sıkıntıların arasında bize büyük bir imtihan vermek, yürekliyle yüreksizi er meydanında denemek, yahşi ile yamanı ayırmak fırsatını vermiştir. O güne kadar tehlikelerden gafil bir çocuk toyluğu ile yürüyen Türkçülük 3 Mayısta gafletten ayılmış, maskelerin arkasındaki iğrenç yüzleri görmüş, can düşmanlarını tanımış, dost sandığı hainleri ayırt etmiş, hayalin yumuşak bulutlarından gerçeğin sert topraklarına düşmüştür.

Böyle sağlam bir sonuca varmak için çekilen bunca sıkıntılar boşa gitmiş sayılamaz. Bundan dolayı biz 3 Mayıs’a Türkçülerin günü deyip çıkıyoruz.

Hoşlanmayanlar onu benimsemesin. Yalnız kendilerine benzeyenler, yani Türk’e benzemeyenler onu yadırgasın. Biz 3 Mayıs’ı sevmekte devam edeceğiz.

Türkçülük, tek sandığı düşmanına karşı 3 Mayıs hareketini yaparken onun çift olduğunu acı bir deneme ile öğrendi. Bu millî hareketin zaferinden korkan Türkçülük düşmanları, Türkçüler ortaçağı andıran vahşetlerle hapse atılır ve aleyhlerinde türlü yayınlar yapılırken, onları tartışmaya çağırmak garabetini de gösterdiler. Tarih bunu bağışlamayacak ve Türkçülerdin günü olan 3 Mayıs, bir gün Türkler’in günü olunca onlar tarihin büyük mahkemesinde lâyık oldukları akıbete uğrayacaklardır.

Türkçüler! Toplu veya yalnız, her yerde 3 Mayıs’ı analım. Analım ve Kür Şad’ın hâtırasını yüceltelim..."

Hüseyin Nihal Atsız

KÜR ŞAD. 1946, Sayı: 2
ORKUN, 1962, Sayı: 3-4

***

Bugün hayata gözlerini yuman Fatih Sultan Mehmed Han'ın ruhu şad olsun.
"Mehmed-i sānī el-Fatih" hakkında Gizlenen Tarihimiz'de yazılar bulabilirsiniz.

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: ,

Tarih | Sosyal Mevzular

Google'dan Mimar Sinan Jesti

Yağız Gönüler tarafından yayınlanmıştır 15. Nisan 2009 16:32

Memleket uyuyadursun, yedi kat eller bile Mimar Sinan'ı bugün, 520.doğumgününde unutmuyor. Bir tarihsever ve en önemlisi bir Osmanlı hayranı olarak Google'ı tebrik ediyorum. Sadece ülkemize değil, dünyaya örnek olacak eserler bırakmış Koca Mimar Sinan Ağa'nın hayatı ve eserleri hakkında çarpıcı bilgileri yazarlığını bir arkadaşımla birlikte yürüttüğüm blogumda bulabilirsiniz.

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: , ,

Tarih | Web Tasarım

Yeni Blog: Gizlenen Tarihimiz

Yağız Gönüler tarafından yayınlanmıştır 16. Mart 2009 15:22

Ne zamandır aklımda olan bir projeydi bu blogu açmak. Mesleğim dışında 2 merakım olduğunu ve bu meraklarımla hayatımın sonuna dek yaşayacağımı çevremdeki herkes bilir. Amatör yazarlık hususunda ilk tecrübelerimi tarih ile ilköğretim dönemlerinde çıkarttığımız okul gazetemizde kazanmıştım. Aradan yıllar geçtikten sonra dünya futboluyla ilgili yazılarımla "Romanista Bukowski" adlı blogda tecrübe edindim. Şimdi tekrar tarihe dönüyorum. İlk ve amansız merakıma. Hakikatlere olan kendimi adayışımı bu blogda da sergilemek istiyorum. Blogun yegane amacı; bizden gizlenen, sansürlenen, ilkokul kitaplarında yalan yanlış palavralarla ve kasıtlı eksik bilgilerle öğretilen güzide tarihimizi belgelerle ve kimi zaman özel fotoğraflarla süsleyerek, ülkemizdeki en güvenilir yazarlara ve onların eserlerine dayanarak buraya aktarmak. Bu hususta doğru bilgiden asla kaçınmayacağımı Allah huzurunda yemin ederek sizlere belirtmek isterim. Çoğu zaman hayretler içinde kalacak, çoğu zaman "Neden bizlere bunlar öğretilmedi?" diyerek üzülecek, çoğu zamansa dünyada tarihini bu kadar gizleyecek başka bir millet olmadığına inanacaksınız. Isınma turlarına en yakın zamanda başlamak dileğiyle..

"Hakikati seviniz, o da sizi sever; hakikati arayınız, o da sizi arar ve [isterse] üstüne yalan, Çin setleri gibi kalın duvarlar örsün, altında kalan hakikat bir ince iniltiyle, bir hafif rüzgar dalgasiyle, herhangi bir küçük işaretle mevcudiyetini bildirir: "Buradayım!" der."
Peyami Safa
(Dokuzuncu Hariciye Koğuşu)


http://gizlenentarihimiz.blogspot.com/
Tarih meraklılarını bekliyorum. Ayrıca yazılarıyla bana katılmak isteyen arkadaşlar da başvurularını şuradan yapabilirler.

2 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: ,

Tarih | Sosyal Mevzular | Web

Oktay Ekşi Osmanlı'dan ne anlar?

Yağız Gönüler tarafından yayınlanmıştır 9. Mart 2009 11:37

Metrobüsün Asya'yı Avrupa'ya bağlaması münasebetiyle düzenlenen törende açılan "Son Osmanlı Padişahı Kadıköy'e hoş geldiniz!" dövizi, basında yeni bir Osmanlı tartışmasının fitilini ateşlemiş görünüyor.

4 Mart günü "Sabah"ta Emre Aköz, Cumhuriyet'in 85. yılında hâlâ Osmanlı'nın hatırlanıyor olmasındaki ilginçliğe dikkat çekerken, aynı gün "Hürriyet"in başyazarı Oktay Ekşi, olanca Osmanlı cahilliğini okurlarının kafasına boca ediverdi.

Ekşi gibilerinin anlayamadığı nokta, yıllardır uyutulmuş/uyuşturulmuş bulunan Osmanlı refleksinin uyandırılacağı günü beklemekte olduğudur. Yıllar önce bir 'Osmanlı tsunamisi'nin Türkiye'nin üzerine gelmekte olduğunu söylemiştim. Tam 2 yıl önce çıkan "Geri Gel Ey Osmanlı" adlı kitabım da aslında bugün olan bitenlerin bir nevi habercisi gibiydi.

Yalnız şunu söylemekte fayda var: Türkiye'nin genlerinde bir süre uyumaya bırakılan bu 'Osmanlı refleksi', çok partili hayata geçişimizle birlikte ve daha CHP iktidarında saklanamayacak bir hale gelir. Nitekim 22 Nisan 1948 tarihli mizah dergisi "Karagöz", 23 Nisan Bayramı'nı Kafkaslardan Tuna'ya uzanan "büyük Türkiye"nin kuruluşunun başlangıcı olarak resmeder.

Nitekim İstanbul'un fethinin 500. yıl kutlamaları da Cumhurbaşkanı İsmet İnönü tarafından başlatılmış, ne ki, 1953'te Demokrat Parti iktidarına nasip olmuştur. Hatta şunu da söyleyelim: Yunanistan'ın notası üzerine DP iktidarı 500. yıl kutlamalarını durdurmak için çırpınmışsa da, bunu tarihimize hakaret sayanlar, zamanın CHP'lileri olmuştur. Abartmıyorum, size o zamanki "Cumhuriyet" ve "Hürriyet" gazetelerinde yazılanları aktarsam ağzınız bir karış açıkta kalır. Sanırsınız ki, Fatih'in şahsında Osmanlı geri dönmektedir.

Şimdi aynı (aynı mı, emin değilim o kadar) "Hürriyet" gazetesinin başyazarı çıkmış, ne akıl almaz iddialara imza atıyor.

Oktay Ekşi basındaki Osmanlı özleminden örnekler verdikten sonra "Merak ediyoruz, bir 'Osmanlı modası' yaratmaya çalışanların derdi -veya özlemi- nedir?" diye soruyor. Ben de diyorum ki, "Osmanlı özlemi" diye bir şey yok, Türkiye zaten Osmanlı'nın devamı ve hülasasıdır. Özlem yok, yeniden hatırlama var. Barajın arkasında biriktirdiğimiz sular artık taşıyor, üzerimize geliyor. Bu gerçeğe gözünüzü kapamaktan vazgeçin.

Bu arada Osmanlı tarihi hakkında yalan yanlış bazı bilgi ve hükümlerde bulunuyor ki, Ekşi'nin Osmanlı'ya bu kadar takmasının, Osmanlı tarihini hemen hiç bilmeyişinden kaynaklandığını öğreniyoruz.

Mesela diyor ki: 36 padişahtan Fatih, Yavuz ve Kanuni'yi çıkartırsanız hangisini saygıyla, hayranlıkla, ileri görüşlülükle anabilirsiniz?

Buradaki sakatlık şu: Saygı duyulması için bir padişahın ille de zafer kazanması gerekiyor.

Bir yandan yazı yazarken Şeyh Hamdullah'ın hokkasını tutan, öbür yandan Mikelanj'ı Haliç'e köprü yapması için İstanbul'a davet eden II. Bayezid'e neden saygı duymayalım? Üstelik en büyük kitap tutkunlarından biridir, Fatih döneminde Osmanlı sosyal yapısında deprem etkisi yaptığı anlaşılan hızlı fetihleri ve reformları pekiştiren kurumsal düzenlemeleri yapmak, saygı duyulması için yeterli sebep değil midir?

 


























İngilizlerin millî kahramanı Amiral Nelson, ressama poz verirken Osmanlı padişahı III. Selim'in gönderdiği ay yıldızlı nişanı göğsünde en üste, pırlanta sorgucu da başına takmıştı.

Hayranlık duyacaksanız, işte her sırtı çıplak olana üzerindekini çıkarıp verdiği için bir giydiğini bir daha giymeyen Osman Gazi. Aydınlanma diyorsanız bağımsız kütüphaneler açan I. Mahmud neyinize yetmiyor? Vücudunda tam 40 tane kılıç yarası taşıyan Çelebi Mehmed neci oluyor?

İleri görüşlülükte idare ve orduyu ıslah etmenin önemini daha 17. yüzyıl başında fark etmiş bulunan II. (Genç) Osman'ın eline kim su dökebilir? GATA başta olmak üzere açtığı kurumlarla Cumhuriyet'in temellerini hazırlayan II. Abdülhamid'in mirasını kim inkâr edebilir?

Oktay Ekşi bol keseden konuşmaya devam ediyor: "Kurucu tebaasını yani Türk halkını ezen ve azınlıklara ezdiren başka bir hanedan biliyor musunuz? Tüm tarihinin üçte birini zilletle geçiren hangi hanedana özlem duyulabilir?"

Bunca araştırmaya, yayına, doktora tezine şuna buna rağmen bu bayatın bayatı söylem hâlâ neden bu denli revaçta anlamıyorum. Osmanlı Devleti Türk halkını neden ezmiş olsun? Keyif almak için mi? Bir tür Drakula mı tasavvur ediyoruz Osmanlı'yı? 1920'lerde belki cazip olan bu iddiaya hâlâ sarılanlar şunu bilsinler ki, sınırlar geriye çekildikçe güvenebileceği insan kaynağı da Anadolu'ya inhisar etmişti mecburen. Fakat Çanakkale'de, Arap ve Kürt kardeşleriyle yan yana yatan Anadolu çocuklarını da unutmayın. Bir imparatorluk, halklar çorbasıdır. Kimin nereli olduğu hiç önemli değildir. Roma'da bile Arap imparator vardı. Önemli olan, resmî ideolojiye uymak ve devlete faydalı olmaktır. Taşıdığınız değer önemlidir, nereli olduğunuz değil. Anadolu çocuklarının cephelerde telef edildiğini söyleyenler, devşirme egemenliğindeki dönemler için de Türkleri ihmal ediyor diyorlardı. İyi de devlet ne yapsın? Türkleri savaştırsın mı savaştırsın mı? Bir karar verin.

Anlaşılan, Ekşi'nin aklına zafer ve yenilgiden başka bir şey gelmiyor tarih deyince. Söylediği aynen şu: "Hadi askerî alandaki yenilgilerini sineye çekmeye çalışalım. Tüm Osmanlı tarihinin medeniyete katkı anlamında ortaya koyduğu -Mimar Sinan'ın hepimizin göğsünü kabartan muhteşem eserleri dışında- ne vardır da biz bilmiyoruz? Koskoca 600 yılı bir tek Sinan'la açıklayabilir miyiz?"

Bence asıl fecaat burada

İlkokul çocukları bile biliyor ki, Sinan'dan sonra da Osmanlı mimarisi bal gibi devam etti. Sultanahmet, Yeni Cami, Fatih Camii, Laleli Camii, Topkapı Sarayı'nın büyük bir kısmı Sinan'dan sonra yapıldı. İshak Paşa Sarayı'nı da mı Sinan yaptı? Bilecik-Eskişehir yolundaki Vezirhan kimin eseridir? Bunu bir yana bırakalım, tek medeniyet göstergesi mimariden mi ibarettir? Çadır sanatı, kuş evleri, sebiller, leylek vakıfları, hat sanatı dünyayı kendisine hayran bırakmıyor mu? Levni diye bir ressamımız var, biliyor musunuz? Sonra ille Batılılar mı beğenince muhteşem oluyor bir eser?

Bir sömürge aydını ya da bu topraklarda zoraki bir misafir gibi oturup evini sürekli çekiştiren Oktay Ekşi'ler gibi tarihini 1923'ten başlatanların ve öncesini ancak utanmak için hatırlayanların ne kadar aydın olabileceklerini Oğuz Atay'ın o ısırıcı cümlesiyle değerlendirmeye ne dersiniz:

"Ha- Ha- Ha! İşe bak, İngiltere krallık, biz Cumhuriyet'iz; İngiltere tarihin gerisinde bu yüzden, biz ilerisindeyiz."

Söyleyin, bu bayat yalanı ne kadar dinledik? Ve ne zamana kadar dinlemeye devam edeceğiz? Son söz yine Oğuz Atay'ın olsun:

"İlerici, gerici her türlü akımların tekelini ellerinde tutan bir küçük yarı-aydın çetesi, yıllardır kendini yenileme gereğini duymadığı için bugün artık yerini kaybetmemek için ancak bezirgân oyunlarıyla ayakta durmaya çalışmaktadır. (...) Bugün haksız olarak gasp ettikleri yerler gerçek sahiplerini beklemektedir. Halkın evrensel ruhuna inanan; onu derinliğine tanımaya çalışan gerçek bir aydın topluluğu bu kültür gangsterlerinin yerini almazsa toplumun, çağın çok gerisinde kalacaktır..."

Bana göre Ekşi gibiler tarihimizi akıl cebimizden çaldıkları için "tarih gangsterleri" olarak adlandırılmayı hak ediyorlar.

http://www.mustafaarmagan.com.tr/yaziGoster.php?yaziNO=1218

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Tarih | Sosyal Mevzular

10 Şubat 1918

Yağız Gönüler tarafından yayınlanmıştır 10. Şubat 2009 18:44

 

"Dünyâda 100 gram akıl varsa, bunun 90 gramı Abdülhamîd Han'da, 5 gramı bende, kalan 5 gramı da diğer dünyâ siyâsîlerindedir."
Prens Bismark

"Ayıp, ayıp. Bu adam 32 sene Hakan ve Halife idi. Sultan Hamid için şu söylenen, yazılan, çizilenlerin büyük kısmının yalan ve iftira olduğunu bildiğimiz halde, nasıl tahammül edip imkân veriyoruz? Bu iftira selinin yarınki muhatapları da bizler olacağız."
Ahmet Rıza Bey'den Talat Paşa ve Eyüp Sabri Bey'e

"Abdülhamid olmasaydı, ne bu satırların yazıldığı şu anda bu kadar geniş ve bağımsız bir Osmanlı Devleti, ne de ileride tarihçiler ve diğer devletler tarafından tanınacağına şüphe etmediğim Ankara hükümeti bulunacaktı."
İngiliz Amirali Sir Henry F. Woods

"Paşa, bütün eylemlerimin hesabını vermeye hazırım. Biz Turan yapmak istedik, viran olduk. Bizim asıl mesuliyetimiz Sultan Hamid 'i anlamamak ve Siyonizme alet olmaklığımızdır. Acıdır, fakat hakikat budur. Başımıza ne geldiyse Sultan Hamid'e yaptıklarımızdan gelmiştir."
Enver Paşa'dan Talat Paşa'ya

"Dünyanın son hükümdarı, son evrensel imparator II.Abdülhamid Han'dır."
İlber Ortaylı

"Abdülhamid'in idare tarzı azami müsamahadır."
Mustafa Kemal Atatürk

"Abdülhamid'i anlamak herşeyi anlamak olacaktır."
Necip Fazıl Kısakürek

***

"Ben iyi, güzel, faydalı hiçbir şeyin düşmanı olmadım, bunlara düşman olanlardan başka.. Beni istibdad idaresinin en büyük taraftarı ve dünyanın en büyük müstebidi ilân edenler, hakikati hiç olmazsa ben dünyadan el çektikten sonra itiraf etsinler ve onlar da benden el çeksinler!"

II. Abdülhamid
(Abdü’l-Hamīd-i sânî 21 Eylül 1842 – 10 Şubat 1918)

5 kişi tarafından 4.6 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,6/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Tarih

Algoritma kelimesi

Yağız Gönüler tarafından yayınlanmıştır 26. Ocak 2009 10:49


Daha önce de Eşit işareti hakkında bir not yazmıştım. Böylece kategorilerime "History"i eklemeyi uygun gördüm. Okumakta olduğum Algoritma Geliştirme ve Veri Yapıları adlı kitapta yakaladım yine.

"Algoritma kelimesinin kökü, Ebu Abdullah Muhammed İbn Musa El-Harezmi (M.S 780-850) adındaki Türk asıllı alimden gelmektedir. Adı latinceye Alkhorizmi, fransızcaya Algorithme, ingilizceye ise Augrim şeklinde geçmiştir. Alimin ismini tellafuz edemeyen Avrupalılar algorizm sözcüğünü "sayıları kullanarak aritmetik problemler çözme kuralları" anlamında kullanırlar. Bu sözcük daha sonra algoritmaya dönüşür ve yaygın olarak kullanılır. Latince çevirisinin avrupa'da çok büyük ilgi gördüğü Hisab El Cebir ve El-Mukabala kitabı dünyanın ilk cebir kitabı ve aynı zamanda ilk algoritma koleksiyonunu oluşturur. Alimin 780 (H.164) senesinde Harezm'de doğduğu kabul edilir. 850 (H.236) senesinde ise Bağdat'ta vefaet etmiştir."

Detaylı bilgi: http://tr.wikipedia.org/wiki/Ebu_Abdullah_Muhammed_bin_Musa_el_Harezmi

1 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: ,

Sosyal Mevzular | Yazılım Geliştirme | Tarih

Eşit işareti

Yağız Gönüler tarafından yayınlanmıştır 9. Ocak 2009 17:31



Okuduğum Algoritma Geliştirme ve Veri Yapıları adlı kitapta güzel bir not yakaladım. Açıkçası daha önce hiç duymamıştım, yani bu konuda bir bilgim yoktu. Ama iş, tarihi olunca yazmak istedim.

"İlk eşit işareti 1557 yılında Londra kentinde Oxford'lu Robert Recard'ın The Whetstone of Witte adlı cebir kitabında eşit kavramı; "=" işareti ile simgelendiği hatta kendisine "Neden başka bir işaret değil de bunu seçtiniz?" sorusuna "Birbirine paralel iki çizgiden daha eşit bir şey düşünemezdim" yanıtını verdiği yazılıdır."

Detaylı bilgi: http://tr.wikipedia.org/wiki/E%C5%9Fittir_i%C5%9Fareti

3 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: ,

Sosyal Mevzular | Yazılım Geliştirme | Tarih

Teşekkürler Enver Paşa Dergisi

Yağız Gönüler tarafından yayınlanmıştır 1. Ocak 2009 19:10

2008'in bitmesine yakın hem futbol blogum hem de son web projem Şehit Enver Paşa'nın çok saygın ve önemli yerlerde yapılan reklamları beni çok mutlu etti. Futbol Blog'umun HaberTürk'te tanıtılmasından sonra şimdi de Şehit Enver Paşa projem çok sıkı takip ettiğim ve içerik ortağım olan Enver Paşa Dergisi'nde tanıtıldı. Haberi direkt kopyalıyor ve kendilerine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum..

*** 

"Hakkında on yıllar boyunca hassas tartışmaların yürütüldüğü, yakın tarihimizin en önemli isimlerinden Enver Paşa ile ilgili yeni bir internet sitesinin kuruluş sevincini siz değerli okurlarımızla paylaşmaktayız. Jön Türk mantığının yeniden yeşerdiğini bizlere gösteren yeni nesil gençlerimizden Yağız Gönüler arkadaşımızın kurduğu Şehit Enver Paşa sitesinin açılış yazısını beraber okuyalım : 

"Bu web sayfası; 22 Kasım 1881 günü İstanbul'da doğmuş, Osmanlı Devleti'nin son yıllarında yetişmiş en değerli asker ve siyaset adamlarından biri olan Enver Paşa anısına yapılmıştır. Amaç; onun hayatına ve mücadelelerine önem verip fikirlerine hürmet edenlere katkı sağlamak, değerlerini yaşatmaktır. Enver Paşa ardında yüzlerce soru işaretiyle bir kurban bayramı sabahı olan 4 Ağustos 1922 Cuma günü Tacikistan'da, Belcıvan yakınlarındaki Abdere mevkiinin Çegen Tepesinde Bolşeviklerle yapılan bir çarpışma esnasında Derviş isimli atının üzerinde yalın kılıç dövüşürken kalbine isabet eden mitralyöz kurşunlarıyla şehit düşmüştür. Hayatını ülkesinin özgürlüğüne, refahına ve  bekasına adayan, Türk-İslam halkının birliğine ömrünü feda eden Şehit Enver Paşa'yı unutmamak ve daima hatırlamak dileğiyle.."

http://www.sehitenverpasa.com"

2 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: , ,

Tarih | Sosyal Mevzular | Web



Bu site BlogEngine.NET 1.4.5.0 ile oluşturulmuştur. Türkçe çevirisi BlogEngine TR ekibi tarafından yapılmıştır.
Sitedeki kod ve tasarım değişiklikleri ise Yağız Gönüler tarafından geliştirilmiştir.
2008 © www.yagizgonuler.com

Paslaş

       

Anket

Mesleğinizden arta kalan zamanınızı nelere harcıyorsunuz?







Sonuçlar

Calendar

<<  Şubat 2012  >>
PaSaÇaPeCuCuPa
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Yazıları geniş takvimde göster

Ne(ler) Okuyorum?


Ne Dinliyorum?

Zeki Müren - Dediler Zamanla Hep (3 saat önce)
Şükrü Tunar - Rast Taksim (3 saat önce)
Şükrü Tunar - Aydın Zeybeği (3 saat önce)
Şükrü Tunar - Uşşak Çiftetelli (3 saat önce)
Şükrü Tunar - Uşşak Taksim (3 saat önce)
Şükrü Tunar - Anadolu Oyun Havası (3 saat önce)
Şükrü Tunar - Hüzzam Taksim (3 saat önce)
Şükrü Tunar - Hovarda Zeybeği (3 saat önce)
Şükrü Tunar - Uşşak Çiftetelli (3 saat önce)
Şükrü Tunar - Uşşak Taksim (4 saat önce)

İstanbul'da Hava

ISTANBUL

Ziyaretçi Sayısı