Metroda, otobüste, cafede gülmekten kıvrandıran bir kitap oldu benim için. İnsanların paranormal bakışlarına maruz kaldım. Yapıcak birşey yok, inanılmaz komikti. Kendi çocukluğumdan birşeyler buldum. Erken Kaybedenler. Yoldan çıkmış
bir neslin manifestosu..
***
AnKara polisiyeleriyle tanıdığımız
Emrah Serbes, bu defa direksiyonu kırıyor ve edebiyatımızda pek de
işlenmemiş bir başka meseleye el atıyor. Erkek çocukların enerjik,
hüzünlü, alengirli dünyasına giriyoruz...
Baba çalışıyor, anne ev hanımı, muhafazakârlığın kalesi...İşçiler,
yoksullar, teyzeler, abiler... Kolay ağlayan sert adamlar... Taşra
seyrekliği, mahallenin kalabalığı... Kıskanç, gururlu, saf ergenler...
Emrah Serbes, çabuk öfkelenen, kolay vazgeçen, baştan çıkmış erkek
çocukları konuşturuyor... Kederli, insana dokunan komik hikâyeler
bunlar...
“Dizinin dizime değişi, Handan’ın annesi için bir kelebeğin kanat
çırpışıysa benim için kasırgaydı. Kaç sene geçti, hâlâ unutmam, günde en
az beş sefer aklıma gelir. Biliyorum bu durumun, kökeni memeden
kesildiğim güne kadar uzanan psikolojik nedenleri vardır. Ama bir kadını
unutulmaz yapan şey, bir vakitler ona duyulan arzunun şiddetiyle doğru
orantılı değil midir? O arzunun kıyısında, gerçekleşme olasılığının tam
yanı başında, sanki arada başka hiçbir engel yokmuş gibi rahat
davranabilmekle, kendini o tatlı yanılsamaya kaptırabilmekle doğru
orantılı değil midir? Bu olgunun da mı sorumlusu benim mutsuz geçen
çocukluğum? Cevap? Yok! Kalırsın öyle...”
Taşrada ve kâinatta, yapayalnız kalmış erkek çocukların hikâyesi...
(Tanıtım yazısından)