
Francis Bacon, "Bazı kitapların sadece tadına bakacaksınız, bazılarını yutacaksınız, bazılarını ise çiğneyip sindireceksiniz" diyor. İhsan Oktay Anar'ın daha önce okuduğum "Suskunlar" adlı kitabı da, "Puslu Kıtalar Atlası" da, Bacon'ın söylediği 3 niteliğe uygun. Anar'ın kitaplarını bitirdikten sonra tekrar okuma ihtiyacı duyuyorsunuz. "Acaba bir şey kaçırdım mı, şurasını doğru anladım mı, burasında altını çizmediğim bir yer mi kalmıştı?" diye düşünüyorsunuz. Felsefeyle tarihi bu kadar güzel iç içe geçirmek, üzerine harika kurgularla hayal dünyasının sınırlarında yolculuk yapmak İhsan Oktay Anar için çocuk oyuncağı gibi bir şey. Hiç yorulmadan müthiş bir yolculuğa çıkmak istiyorsanız onun eserlerini okumanız gerekiyor. Şimdiden sonra "Amat", "Efrasiyab'ın Hikayeleri" ve "Kitab-ül Hiyel" adlı eserlerini de okumamak için kendimi biraz tutmam gerekiyor. Zira artık aylardır yüzlerine dahi bakmayıp resmen "vefasız sevgili" rolünü üstlendiğim tarih kitaplarıma geri dönmek istiyorum. En az 10 tarih kitabından sonra yeniden romanlara döneceğim. Tarih kitaplarını okurken bir de çok kısa romanlar, şiirler veya anı kitapları okumayı tercih ediyorum. Tanıtımlarını yaparken fark edeceksinizdir zaten.
Son olarak, İhsan Oktay Anar kitaplarını okurken eğer evdeysem dinlediğim 2 şahane enstrümental albümü de paylaşmak isterim:
Hakan Polat - Sarayda Meşk
Emirgan Ensemble - Klasik Osmanlı Müziği