Bir arkadaşım ısrarları sonucu tanışmış oldum Elias Canetti ile. 2 kitabını peşpeşe okudum. Ağırlıklı olarak aforizmalara dayanan ve yazarın hayatındaki keskin çizgileri bağıra bağıra döktüğü bu yapıtlardan ilk okuduğum "Ölüm Üzerine" oldu. Yazarlar ölümden kaçar, şairler ise ölüme koşar. Hatta bana göre yazarlar da şairler de her şeyi unutturabilirler. Ölüm dışında. Bu kitabında Canetti; ölümden nefret ettiğini, ölümle barışık insanları anlamadığını ve ölümsüz gibi yaşanılması gerektiğini vurguluyor her satırında. Sonuç olarak ölümle barıştım mı? Kesinlikle hayır. Ölümün olduğu bir yerde ukalalık olmadığı gibi, Murat Menteş'in de dediği gibi "Azrail'in karşısında sakız çiğnenmez"..